İsmail Yaşa

Son şansları sandık


9.6.2018 1

İsmi önemli değil, Suudi Arabistanlı emekli bir general geçenlerde katıldığı televizyon programında, "Türkiye'ye ve Erdoğan'a haddini bildirmeliyiz" diyordu.

Gerekçe olarak da Türkiye'nin “büyük bir ülke gibi davranmaya başladığını” ve “Arap ülkelerinin iç işlerine karıştığını” söylüyordu.

Yemen'de bir avuç Husi ile baş edemeyen ve Sudan'dan asker getirtenlerin, dört ülke bir araya geldikleri halde bir yıldır Katar'a karşı hiçbir halt yiyemeyenlerin Türkiye'ye had bildirmeye kalkışmasındaki çelişkiye değinmeye gerek yok.

Zaten Arap yorumcular bizzat o generalin kendisine bu gerçeği anlayacağı dilden fazlasıyla söyledi.

Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta başka.

Suudi Arabistanlı general, Türkiye'den duyduğu rahatsızlığın gerekçesini "Büyük devlet gibi davranıyor" sözleriyle dile getiriyor.

Yani Türkiye'nin güçlenmesini ve bölgede söz sahibi olmasını istemiyor.

Eskiden olduğu gibi terörle, siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşan, IMF'ye muhtaç ve okyanus ötesinden yönetilen bir ülke olsa rahatlayacak.

Bu düşünceleri ve hisleri paylaşan sadece o general değil elbette.

Türkiye'nin güçlenmesinden rahatsız olan birçok ülke var ve dört gözle düşmesini bekliyorlar.

Daha da ötesi beklemekle kalmayıp “büyük bir ülke gibi davranmaya başlayan” ülkemize “haddini bildirmek” için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

Fakat Allah'a hamdolsun şu ana kadar başarılı olamadılar.

Eskiden Türkiye'ye karşı terör maşasını kullanırlardı.

Ülke içinde ve dışında verilen kararlı mücadele sonucu o maşayı tümüyle kaybetmek üzereler.

Türk Silahlı Kuvvetleri, son bir haftada Diyarbakır, Mardin, Şırnak ile Irak'ın kuzeyindeki operasyonlarda 64 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Sınır ötesinde Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtları gerçekleştirildi.

Kandil'deki terör yuvası dağıtılmak üzere.

Eskiden Türkiye'yi devletin içine sızmış paralel yapılarla kontrol ederlerdi.

Daha da olmazsa darbe yaptırırlardı.

Bugün Türkiye o yapıların hücrelerini devletin içinden söküp atmak için büyük bir mücadele veriyor.

Bu konuda ciddi bir ilerleme de sağlandı.

Hepsinden önemlisi deşifre oldular.

Gezi olaylarıyla ülkede iç karışıklık çıkarma çabaları gibi, 17-25 Aralık 2013'te giriştikleri yargı darbesi de başarısız oldu.

Nihayet 15 Temmuz 2016'da o büyük ihanete kalkıştılar.

Fakat Türk milleti canını ortaya koyarak oyunu bozdu ve ülkesinin bağımsızlığını korudu.

Geriye ellerinde tek bir silah kaldı:

Sandık…

Seçmen tercihi üzerinde bir şekilde etkili olarak terörle ve darbe girişimleriyle başaramadıklarını seçimlerle elde etmeyi planlıyorlar.

Dolar üzerinden yürütülen operasyonun hedefi de bu.

“Büyük bir ülke gibi davranan” Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seçimlerde “haddini bildirmek” istiyorlar.

Çünkü başka imkânları kalmadı.

Türkiye'de halka “Yeter artık! Biz rahattan bıktık. Eski Türkiye geri gelsin” dedirtebilirlerse başarılı olacaklar.

Ülkemize “haddini bildirmiş” olacaklar.

Bu nedenle 24 Haziran'da sıradan bir seçim yaşamayacağız.

Ya biz ülkemizin büyüyüp güçlenmesini istemeyenlere hadlerini bildireceğiz ya da onlar bize haddimizi bildirecek.

Bu bir parti ya da aday olayı değil.

Ülkemizin daha da güçlenmesini ve halkının refah içinde yaşamasını isteme ya da yatırımlara son vererek geçmişteki kötü günlere geri dönme meselesi.

Türkiye'ye had bildirme hayalleri kuran hadsizlere hadlerini bildirme meselesi.

 



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ