İsmail Yaşa

Sadr nereye yürüyor?


21.5.2018

Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği 12 Mayıs'ta yapılan genel seçimlerin kesin sonuçlarını önceki gün açıkladı.

Kesin sonuçlara göre Şii lider Mukteda Es-Sadr'ın desteklediği “Sairun” (Yürüyoruz) koalisyonu 329 sandalyeli Irak Parlamentosu'nda 54 milletvekili kazanarak birinci oldu.

Haşdi Şabi komutanlarından Hadi El-Amiri liderliğindeki Fetih koalisyonu 47 sandalye ile ikinci, Başbakan Haydar El-Ibadi başkanlığındaki Nasır koalisyonu ise 42 sandalye ile üçüncü sırada yer aldı.

Sadr'ın seçimlerde elde ettiği başarının ardında çeşitli nedenler yatıyor.

Irak halkının kötü yönetimden ve yolsuzluklardan bıkması, “Sairun” koalisyonunun yolsuzlukla mücadele sloganıyla seçimlere girmesi, Şii liderin laik gruplarla ve Irak Komünist Partisi'yle ittifak açılımı bunlardan bazıları.

Bu arada Sadr'ın seçim kampanyasının Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edildiği yönünde iddialar var.

Seçimlerden bir süre önce Mukteda Es-Sadr Suudi Arabistan'ı ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ile görüşmüş, iki hafta sonra da Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkentinde ülkeyi fiilen yöneten Abu Dhabi Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed ile bir araya gelmişti.

“Sairun” koalisyonunun Irak'ta elde ettiği seçim zaferinin ardından yapılan yorumlarda genelde Mukteda Es-Sadr'ın Amerika ve İran karşıtı olduğuna dikkat çekiliyor.

Oysa işgal güçlerinin Mehdi Ordusu'nu hedef alan operasyonları nedeniyle çıkan çatışmaların dışında Sadr grubunun Amerikan güçlerine direndiği vâki değil.

Ayrıca “Amerikan karşıtlığı” ile “Suudi Arabistan ve BAE'yle yakın işbirliği”, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde yan yana gelmesi pek mümkün olmayan eğilimler.

Iraklı Şii liderin taraftarlarının geçmişte “İran berra, berra” (İran dışarı, dışarı) sloganıyla protesto gösterileri yaptıkları bir gerçek.

Fakat Tahran'ın Bağdat üzerindeki nüfuzunun hâlâ çok güçlü olduğu da bir başka gerçek ve Sadr'ın İran'a rağmen Irak'ta bir şeyleri başarabileceği şüpheli.

Seçim kampanyası sırasında halka verdiği “yolsuzlukla mücadele” sözü de mevcut şartlarda kolay yerine getirilebilecek bir vaat değil.

Babasının suikasta kurban gitmesinin ardından Irak'ın en büyük Şii grubunun başına geçen Mukteda Es-Sadr, Irak işgal edildiğinde henüz 30 yaşında siyasi tecrübeden yoksun bir gençti.

İşgalin ardından Irak'ta büyük güç elde etti.

Konuşmalarında “Şii-Sünni kardeşliği” ve “vahdet” gibi kavramlar kullansa da kurduğu Mehdi Ordusu Sünnilere ve ülkede yaşayan Filistinli mültecilere yönelik bir dizi cinayete imza attı.

Sadr'ın laik gruplar ve Irak Komünist Partisi'yle kurduğu koalisyona rağmen etnik ve mezhebi kimlik hâlâ ülke siyasetinde bir numaralı belirleyici.

Şiiler gibi Sünniler ve Kürtler de kendi aralarında rekabet ediyorlar.

Irak seçimlerinden çıkan sonuçların ülkede köklü değişikliğe yol açacağını, halka huzur ve istikrar getireceğini söylemek mümkün değil.

Seçimlere katılımın yüzde 44,5'ta kalması Iraklıların ümitli olmadıklarının göstergesi.

Ayrıca bazı bölgelerde hile ve usulsüzlük yapıldığı iddia ediliyor.

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından hükümet teşkili için görüşmelere başlayan Mukteda Es-Sadr, teknokratlardan oluşan bir hükümet kuracaklarını söylüyor.

“Sairun” koalisyonu sandıktan birinci çıksa da başbakanlık koltuğuna kimin oturacağı ve bakanlıkların dağılımı bölgesel ve küresel güçlerin nüfuzları gölgesinde yapılacak çetin pazarlıklar neticesinde ortaya çıkacak.

 



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ