Cihangir Yıldırım

Mirziyoyev’in ABD ziyareti öncesi Özbek-ABD ilişkileri


10.05.2018

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, 15-17 Mayıs tarihleri arasında ABD'ye bir ziyaret gerçekleştirecek. Özbek Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ile ABD Başkanı Donald Trump 16 Mayıs Çarşamba günü Beyaz Saray'da bir araya gelecek.

Beyaz Saray, Mirziyoyev'in ziyareti ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada "Başkan Donald J. Trump, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'i Beyaz Saray'da 16 Mayıs'taki ilk tarihi ziyaretinde ağırlayacaktır. Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, ortak çıkarların devamı ve artan meydan okumalara cevap bulabilmek için ABD-Özbekistan ikili stratejik ortaklığını tazeleyecektir. İki lider, Özbekistan'daki reform süreçlerini, ikili ticaret ve yatırım imkânlarını ve Afganistan da dâhil bölgesel güvenlikle ilgili konuları ele alacak,” ifadeleri yer aldı.

Mirziyoyev, program kapsamında ABD Kongresi, Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nı ziyaret edecek. Ziyaret sonrasında Mirziyoyev ve Trump tarafından "Özbekistan ve ABD: Stratejik ortaklıkta yeni dönemin başlaması" başlıklı ortak bir bildirinin imzalanması bekleniyor.

Mirziyoyev, göreve geldiği 2016 Eylül ayından bu yana ilk defa Beyaz Saray'ı ziyaret edecek.

ABD'nin Orta Asya'daki varlığı açısından Özbekistan, ABD için son derece önemli bir devlet konumunda. İki ülke arasındaki ilişkilere bakıldığında ise inişli çıkışlı bir ilişki karşımıza çıkıyor.

Özbekistan'ın Temmuz 1994'te ‘Barış için Ortaklık' programına katılması ile ABD, Özbekistan'ı bölgedeki stratejik ortağı olarak nitelendirdi. Bu süreçte Özbekistan'daki insan hakları ihlalleri görmezden gelindi. Bill Clinton döneminde Özbek askeri birlikleri, ABD ve NATO güçleriyle ortak askeri tatbikat yaptı. 

1995'te ABD'nin İran'a koyduğu ticaret ambargosunu destekleyen tek Orta Asya ülkesi de Özbekistan oldu.

Özbekistan, 1999'da Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ortak güvenlik sisteminden ayrılıp 1997'de, üyelerinin bağımsızlıklarını güçlendirmek için ekonomik ve siyasi bir örgüt olarak kurulan ve gözlemci devletlerin Türkiye ile Letonya olduğu GUAM'a, (Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova) katıldı. Bu adım, Özbekistan'ın dış politikada Rusya ekseninden çıkmaya çalışması ve ABD ile işbirliği yapma niyeti olarak değerlendirildi.

11 Eylül saldırıları da Özbek-ABD ilişkilerinde bir başka dönüm noktası oldu. 5 Ekim 2001'de Taliban'ın olası saldırılarına karşı ABD garantisini içeren bir anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte Özbekistan, terörizme karşı savaşta topraklarını ve hava sahasını Amerikan kuvvetlerine açtı.

Özbek-ABD ilişkileri, Mart 2002'de ABD Başkanı Bush ile dönemin Özbek Cumhurbaşkanı Kerimov arasında imzalanan Stratejik Ortaklık Deklarasyonu ile daha da güçlendi.

Ağustos 2003'te Semekant'ta ve Nisan 2004'te de Moskova'da gerçekleştirilen Kerimov-Putin görüşmeleri ile birlikte, Özbek-Rus ilişkilerinde bir yumuşama süreci başladı. Özbekistan, 29 Aralık 2005 tarihinde GUAM'dan ayrıldı. Bu adım, Özbek-Rus yakınlaşmasının bir göstergesi idi.

Mayıs 2005'te Özbek şehri Andican'da yaşanan olaylar Özbek-ABD ilişkileri için bir başka dönüm noktası oldu. Andican'da, 23 kişinin ülkede bölücülük yaptığı suçlaması ile cezaevine atılması sonucu yüzlerce kişinin katılımı ile protestolar yapıldı. Andican olayları, 13 Mayıs'ta 2005'te Özbek güvenlik güçlerinin sivil halka ateş açması sonucu Özbek yetkililere göre 187, göstericilere göre ise en az 1,500 kişinin hayatını kaybetmesi ile sonuçlandı. Dönemin Özbek Cumhurbaşkanı Kerimov, olayların “radikal dinciler” tarafından çıkartıldığını ve hedeflerinin ülkeyi bölmek ve şeriat düzenini kurmak olduğunu söyledi.

Andican olaylarının yaşandığı sırada Özbekistan, Kırgızistan ve Afganistan'da ABD üsleri bulunmaktaydı ve bulunma nedenlerini “uluslararası radikal dinci terörizmle mücadele” idi. Andican'daki olayların kanlı bir şekilde bastırılması ABD ve Batı ülkeleri tarafından sert biçimde tepki görürken Rusya ve Çin, meseleyi Özbekistan'ın iç meselesi olarak değerlendirdi. Özbek yönetimi tarafından ölenler için sivil değil terörist denmesi Rusya ve Çin tarafından da destek gördü. 

Olayların ardından Avrupa Birliği, Andican'da uygulanan şiddete karşı tepkisini Özbekistan'a silah satışının yasaklayarak gösterdi. “İslami radikalizmi” kendisi için de tehdit olarak gördüğünü söyleyen Rusya ve Çin, Kerimov rejimine destek verdi. Kerimov ise ABD'yi, Andican olaylarında kışkırtıcılık yapmakla suçladı. Andican olaylarından kısa süre sonra ise Özbekistan, ABD'nin ülkedeki askeri üssünü boşaltması için 6 ay süre verdi.

Özbekistan'ın bu adımı ile birlikte, Rusya'nın Özbekistan üzerinde etki kurma çabası için elverişli bir ortam oluştu. 14 Kasım 2005'te Rusya ile müttefiklik anlaşmasının imzalandı ve dış politikada Rusya ekseninde bir çizgi izlemeye başlayacağının somut bir göstergesi oldu.

Özbekistan ve Rusya arasında imzalanan anlaşmaya göre Özbekistan topraklarında Rus askeri üssünün açılması kararlaştırıldı. 21 Kasım 2005'te ise ABD kuvvetlerinin Özbekistan'dan ayrılmasıyla özellikle 11 Eylül sonrasında oluşan Özbek-ABD işbirliği büyük yara aldı. 

2014 yılında ise ABD, Özbekistan'ı tehlikeli ülkeler listesinden çıkardı. Bu kararın ekonomik sebepler doğrultusunda alındığı ifade edilse de, siyasi karakter taşıdığı değerlendirmeleri yapıldı.

Özbekistan'ı bağımsızlığını kazandığı 1991'den bu yana yöneten Kerimov'un Ağustos 2016'da beyin kanaması geçirerek ölmesi üzerine ülkede yeni liderin kim olacağı merak ediliyordu. O sırada Çin'de düzenlenen G-20 Liderler Zirvesi'nde bulunan Rus lider Putin, ziyaretini yarıda kesti ve Çin'den dönerek Kerimov'un cenaze törenine katılmak üzere Semerkant'a gitti.

Anayasaya göre 3 aylık geçiş döneminde devlet başkanlığını, parlamento başkanı üstleniyor ve ülkeyi cumhurbaşkanlığı seçimine götüren süreci yönetiyor. Ancak Parlamento Başkanı Nimetulla Yuldaşev, anayasal yetkilerle donatılmış olmasına rağmen geçici cumhurbaşkanlığı görevi kendisinden alındı ve bu görev, dönemin Başbakanı Şevket Mirziyoyev'e verildi. Şevket Mirziyoyev, 4 Aralık 2016'da yapılan seçimlere kadar Başbakan ve Cumhurbaşkanı vekili sıfatıyla yaklaşık 3 ay boyunca ülkeyi yönetti. Mirziyoyev, 4 Aralık 2016 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini %88,6'lık oy oranıyla kazandı. Seçimlerin ardından Mirziyoyev'i tebrik etmek için arayan ilk isim ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin oldu.

Putin'in Özbekistan'ın yeni liderinin belirlenmesi sürecinde bizzat Özbekistan'da bulunması, Özbek-Rus ilişkileri için önemli bir gösterge oldu. 

Kerimov'un ölümünden yaklaşık bir hafta sonra Özbekistan'ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Asya Bürosu'ndan Daniel Rosenblum, Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdülaziz Komilov ile Taşkent'te bir araya geldi.

Görüşme sonrası Rosenblum, “Buraya ABD hükümetini temsilen taziye dilekleri iletmek ve Özbekistan ile ortaklık konusuna bağlı olduğumuzu göstermeye geldim. Komilov ile görüşmemde ikili ilişkilerimizin istikrarı için güçlü bir mesaj aldım. Özbekistan da, ABD ile istikrarlı bir ilişki arzulamaktadır. Herhangi bir ülke için liderlik değişiminin her zaman zor olduğunu çok iyi biliyoruz. Ayrıca bu geçiş süreçlerinin uyum sağlama ve ilişkilerin daha da güçlü olması için fırsat sağladığını da biliyoruz” şeklinde konuşmuştu.

Eylül 2017'de Mirziyoyev, ABD merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) temsilcilerinin, 7 yıllık aranın ardından Özbekistan'a girişine izin verdi.

Astana'daki Orta Asya Liderler Zirvesi sonrasında ise hem Özbekistan hem de diğer Orta Asya ülkelerindeki güvenlik ve istikrarı doğrudan etkileyen Afganistan'daki barış sürecinde aktif rol almak için Özbekistan, 25-27 Mart tarihleri arasında “Barış Süreci, Güvenlik Alanında İş Birliği ve Bölgesel Ortaklık” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı. Konferansta ABD'yi, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Thomas Shannon temsil etti.

ABD Başkanı Trump ve Mirziyoyev, daha önce 21 Mayıs 2017'de Suudi Arabistan'da bir araya gelmişti.



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ