İsmail Yaşa

Kim rahatsız?


2.7.2018 1

İsrail gazetelerinden Haaretz, geçenlerde yayınladığı bir haberde, Arapların Türkiye'yi Doğu Kudüs'te yürüttüğü faaliyetler nedeniyle Tel Aviv'e şikâyet ettiğini öne sürdü.

Gazetenin iddiasına göre Ürdün, Filistin Yönetimi ve Suudi Arabistan, geçen yıl gönderdikleri mesajlarla İsrail'i uyararak, Türkiye'nin Kudüs'ün Arap mahallelerindeki nüfuzunu artırdığını söyledi.

Haaretz ayrıca Arap ülkelerinin Erdoğan'ın kendisini “İsrail ve Trump yönetimine karşı çıkan tek lider” olarak sunup Arap ve İslam dünyasındaki imajını güçlendirmeye çalışmasından endişe ettiklerini yazdı.

Ürdün ve Filistin Yönetimi, İsrail gazetesinin ortaya attığı iddiayı yalanlarken Suudi Arabistan'dan ise henüz ses çıkmadı.

İsrail gazetesinin haberi doğru da olabilir, yalan da.

Fakat masa başında kurgulanmış olsa bile haberde yer alan iddiaya tümüyle asılsız demek zor.

Çünkü bazı Arap rejimleri Türkiye'nin Kudüs'e ve Filistin davasına ilgisinden gerçekten rahatsız.

Gazze halkına yapılan yardımları da buna ekleyebilirsiniz.

Fakat bu rahatsızlık asıl aktörün, yani işgal rejiminin duyduğu rahatsızlığı perdelememeli.

Kudüs'te evlere ve dükkanlara asılan Türk bayrakları İsrail'i deli ediyor.

İşgal yönetimi yetkilileri ve fanatik Yahudi örgütleri, TİKA'nın ve Türk sivil toplum kuruluşlarının Kudüs halkına sahip çıkmasından hoşnut değiller.

Türkiye'den insanların akın akın Mescid-i Aksa'ya giderek Kudüs halkına yalnız olmadığını hissettirmesinden de rahatsızlar.

İsrail gazetelerinden Makor Rishon, Ocak ayında yayınladığı bir haberde, Erdoğan'ın Kudüs'ün içinden İsrail'e komplo kurduğunu ve işgal altındaki topraklarda Osmanlı mirasını yeniden ihya etmeye çalıştığını yazdı.

Mescid-i Aksa'yı ziyarete giden Türklere yapılan baskılar ve zaman zaman bazılarının gözaltına alınmaları, Türklerin Kudüs'e yoğun ilgisinden duyulan rahatsızlığın yansıması.

Türkiye'nin tavrından kaygı duyan Arap ülkeleri Filistin davasını uzun süredir yük olarak görüyor.

Buna bahane olarak da Kudüs'ten önce kendi çıkarlarını düşünmek zorunda olduklarını ileri sürüyorlar.

Amerika ve İsrail yanlısı politikalarını, ihanetlerini bu şekilde örtmeye çalışıyorlar.

Filistinlilere ne kendileri sahip çıkıyorlar ne de bir başkasının sahip çıkmasını istiyorlar.

Böyle garip bir durum var ortada.

Aynı ülkelerin Kudüs'ü tamamen İsrail'e bırakmayı ve Filistin davasını tasfiyeyi hedefleyen “Yüzyılın Anlaşması” projesini gönüllü olarak destekledikleri de unutulmamalı.

Dolayısıyla Türkiye'nin Kudüs'e sahip çıkarak tekerlerine çomak soktuğunu düşünüyorlar.

Daha da önemlisi Ankara'nın Filistin halkına ve davasına gerçek anlamda destek vermesi o ülkelerin duyarsızlığını deşifre ediyor.

Arap halkları tarafından sorgulanıyor ve tepki görüyorlar.

Bu nedenle Türkiye'nin Filistin'e desteğini gözden düşürebilmek için bin türlü yalana ve iftiraya sarılıyorlar.

Örneğin, Erdoğan'ın gerçekte samimi olmadığını, sadece Filistin davasını ve Kudüs'ü istismar ettiğini ileri sürüyorlar.

Türkiye, doğru yönde ilerledikçe bundan rahatsız olanlar mutlaka çıkacaktır.

Bu İsrail de olabilir, Arap rejimleri de.

Önemli olan bizim o yolda kararlı adımlarla ilerlememiz.

İt ürür, kervan yürür.

Verdiğimiz rahatsızlık dolayısıyla da asla özür dilemiyoruz.

Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesi.

Filistin'i ve Kudüs'ü işgalcilerin ve eli kanlı katillerin insafına terk edecek değiliz.

 



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ