Fahrettin Dede

Kayıp gazeteci Cemal Kaşıkçı ile en son ne konuştum?


6.10.2018

Suudi Arabistan'da iktidarın el değiştirmesiyle birlikte rejime muhalif kimliğiyle tanınan The Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı'dan geçtiğimiz Salı gününden beri haber alınamıyor.

Türkiye, Kaşıkçı'nın en son İstanbul'daki Suudi Arabistan konsolosluğuna girdiğini ve bir daha kameralarda izine rastlanamadığını söylerken, Suudi Arabistan ise Kaşıkçı'nın ellerinde olmadığını iddia ediyor. Konsoloslukta olsun ya da olmasın, Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan tarafından zorla tutulduğu açıkça ortada duruyor.

İSTANBUL'UN GÖBEĞİNDE GÜNDÜZ GÖZÜYLE ADAM KALDIRMAK!

Mevcut Suud yönetimi, gündüz gözüyle İstanbul'un göbeğinde böyle bir operasyona girişerek ateşle oynarken, başka muhaliflere de gözdağı veriyor. Bir taraftan muhaliflerine, diğer taraftan Ankara yönetimine operasyon çekiyor. Oysa daha dün Trump tarafından “Biz olmasak o koltukta 2 hafta kalamazsın” sözleriyle aşağılanan Kral Selman ve oğlu öyle görünüyor ki, nasıl bir ateşle oynadıklarının farkında değil. “Diplomatik dokunulmazlık” maskesinin arkasına sığınıp konsoloslukta ‘adam kaldırmak' benzerlerine ancak 20'nci yüzyılda rastlanacak bir istihbarat siyaseti yöntemi...

Dünya siyasetinin yazılı olmayan kuralları çerçevesinde Ankara yönetimine şayialar üzerinden saldıran Batı ülkelerinin, Suud ve Körfez krallıklarına adeta sonsuz bir kredi açtıkları bilinen bir gerçek... Krallıkların, parasını vermeleri karşılığında ülke içinde hukuksuzluk yapma ve muhaliflerini bastırma hakkına sahip oldukları düşünülüyor. Oysa açılan kredi ne kadar sonsuz olursa olsun, bunlar Batı'da bile bir yerlere not edilir. Ve ayrıca dünya diplomasisi, başka ülke sınırları dahilinde ‘adam kaldırma' gabiliğini kolay kolay hazmedemez.

kas2

KAŞIKÇI İLE İLK VE SON GÖRÜŞMEM!

Cemal Kaşıkçı ile 2-3 ay kadar önce İstanbul'da bir otel lobisinde bir araya geldim. Tam teyp kaydımı açtım, 10-15 dakika kadar söyleştik ki, Kaşıkçı'nın o sırada başka bir işi çıktı ve röportaj orada yarım kaldı.

Kaşıkçı'nın asıl itibariyle Türk olduğu, ailesinin kökenlerinin Kayseri'ye ulaştığı biliniyor. Tıpkı Libya'dan Suriye'ye, milyonlarca Arap gibi... Kaşıkçı'nın bundan bağımsız olarak dünya siyasetinde, Türkiye'nin giderek artan önemine yaptığı vurgu, Ortadoğu halklarının karşısına dikilmeye çalışılan “İhvan öcüsü”ne karşı yaptığı savunmalar, onu başlı başına Batı mahfillerinde önemli bir isim haline getirdi.

10-15 dakikalık kısa görüşmede Kaşıkçı'ya Türkiye'nin tüm iyi niyetine rağmen Suudi Arabistan'da izlenen Türkiye karşıtı politikanın sebebini sorduğumda “Türkiye son derece mantıklı bir siyaset güdüyor. Suudi Arabistan'ın kendisine karşı izlediği politikaları bilmesine ve yakından takip etmesine rağmen Suudi Arabistan'ı karşısına almıyor. Buna karşılık Suudi Arabistan, Türkiye karşıtı siyasetini her geçen gün artırıyor.” ifadelerini kullanmıştı.

“YALNIZCA TÜRKLER...”

Kaşıkçı, “Suudi Arabistan, Türkiye'ye karşı soğuk savaşa liderlik ediyor ama Türkiye, kendisiyle ittifak kurabileceği tek ülke... Suriye'den İran'ı ancak Türkiye ile birlikte çıkarabilir. Suudi Arabistan, Türkiye ile yakınlaşmalı ve Türkiye ile bir araya gelmeli. Ve kendisini başarısızlığa götüren proje ve planlarını acilen terk etmeli. Yalnızca Türkler, olumlu bir vizyona sahipler...” demişti.

Kaşıkçı, o görüşmemizde, Muhammed bin Selman'ın şahsında Suudi Arabistan'ın İsrail ile 'kur yapması'na karşı olduğunu açıkça dile getirip Suudi Arabistan'ın günün sonunda zarara uğrayacağını söylemişti.

Kaşıkçı ile önümüzdeki günlerde bir kongrede yeniden görüşmeyi ve yarım kalan röportajımızı tamamlamayı planlıyordum. Kader bu ya; şimdilik zor görünüyor. Duam, Kaşıkçı'nın bir an önce salıverilmesi, neler yaşadığını twitleriyle tek tek anlatması...



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ