İkinci Kılıç Arslan


Altıncı Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı İkinci Kılıç Arslan. İkinci Kılıç Arslan kimdir? İşte İkinci Kılıç Arslan'ın biyografisi

II. Kılıç Arslan ya da İzzeddin Kılıç Arslan 1113 yılında doğdu. 

I. Rükneddin Mesud, geleneğe uyarak ülkesini oğulları arasında paylaştırmıştı. Büyük oğlu II. Kılıç Arslan hem veliaht olarak ilan edilmiş hem de kendine Elbistan melikliği verilmişti. Üçüncü oğlu Şahinşah'a Ankara ve Çankırı yöreleri verildi. 

I. Rükneddin Mesud'un 1155'te ölmesinin ardından oğulları ve damatları arasında taht kavgaları başladı. II. Kılıç Arslan melik olarak bulunduğu Elbistan'dan Konya'ya gelerek tahta çıktı. Önce Elbistan ve Kayseri'yi eline geçirmek için harekete geçen Sivas meliki Yağıbasan üzerine yürüdü; ama Musul Atabeyi Nureddin Zengi siyasi baskısından korkması dolayısıyla onunla anlaştı. II. Kılıç Arslan'ın bu zayıflığını fark eden Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos ona karşı geniş bir birlik kurdu. 1159 da Musul Atabegi Nureddin Zengi ile yöredeki Haçlı Devletleri ve kardeşi Şahinşah, kayın-biraderleri Yağıbasan ve Zunun ve Malatya Meliki Zülkarneyn bu birliğe katılmışlardı. Kılıç Arslan uzlaşma çareleri aradı. Önce Yağıbaşan'a bir elçi gönderdi ve barış istedi; sonra bunu karşılığında Elbistan'ı ona vermeyi teklif ettiyse de her iki girişimden de sonuç alamadı. Kızını Konya'dan Erzurum melikine gelin olarak göndermekte iken gelin alayı Yağıbaşan tarafından baskına uğratılıp kızı Zunun ile nikahlandı. Buna bir karşılık vermek için Kılıç Arslan Yağıbasan'a hücum ettiyse de mağlup düştü.

II. Kılıç Arslan devletini ayakta tutabilmek için önce Bizans İmparatorluğu'yla barış yapmanın yollarını aradı. 1162'de İstanbul'a gidip orada 80 gün kalarak Bizans ile bir antlaşma yaptı. Buna göre karşılıklı yardımlaşma yapılacağı gibi, Türkmenler de Bizans'a akınlarda bulunmayacaktı.

1153'te II. Kılıç Arslan Artuklular ile anlaşıp birlikte Yağıbasan üzerine yürüdü. Bağdaşıkları Fırat'ı geçerek Malatya meliki Zülkarneyn'e hücuma geçerken Kılıç Arslan da Yağıbasan'dan Sivas'ı aldı. Yağıbasan, Şahinşah ile birleşmek üzere Çankırı'ya kaçtı ise de 1164 te orada öldü. Kılıç Arslan Ankara ve Çankırı üzerine giderek bu yöreleri kardeşi Şahinsah'tan aldı. En son olarak Kayseri alındı. Fakat Şahinşah ve Zunnun Nureddin Zengi'ye sığındılar ve Malatya'nın alınmasına Nureddin Zengi karşı olduğu için bu kale alınamadı. Kılıç Arslan'ın amcası Göksun meliki Gökarslan da Nureddin Zengi'ye katıldı ve Nureddin Zengi 1173'te Maraş ve Göksun'u Türkiye Selçukluları'ndan aldı.

Tam o yıl Sivas'da büyük bir açlık ortaya çıktı. Sivas meliki olan Kılıç Arslanın kızkardeşi ve ölen Yağıbaşan'ın karısı yeni kocası ile halka zahire yardımı yapmaktan çekindi ve ortaya çıkan bir halk isyanı sonucunda halk tarafından öldürüldüler. Halk Nureddin Zengi'ye sığınmış olan Zunnun'un melik olmasını istedi ve Zunnun'da Musul'dan gelerek Sivas melikliği görevini yüklendi. Fakat açlık ve şiddetli hava şartları dolayısıyla iki taraf bir antlaşmaya vardılar. Nüreddin Zengi eline geçirdiği şehirleri iade etti ve Kılıç Arslan da Zunnun'un Kayseri meliki olarak atanmasına razı oldu.

1174'te Zengi Hanedanının Suriye ve Musul hükümdarı Atabeg Nureddin Zengi Şam'da öldü. Nureddin Zengi'nin genç yaşta oğlu Salih İsmail Mısır'da iktidarı eline geçirmiş olan Selahaddin Eyyubi'ye karşı gelemedi. 1174'te Şam'ı eline geçiren Selahaddin, Nureddin Zengi'nin dul karısıyla evlenip Salih İsmail'in taht naibi tayin edildi ve 1181'de Salih İsmail ölümü ile Zengiler idaresi sona erdi. Selahaddin Eyyubi ilgisini Kudüs, Filistin ve Mısır üzerine teksif etti. Böylece II. Kılıç Arslan'ın Doğu Anadolu'da rakiplerine destek sağlayan büyük bir siyasi güç ortadan kalkmış oldu.

Batı sınırını güvence altına alan ve doğuda rakiplerine desteğinin azaldığını gören II. Kılıç Arslan Anadolu'ya geri yöneldi. Kayseri meliki olan kayınbiraderi Danışmendli Zunnun ve şehzadesi Şahinşah'ın birleşik ordusunu yendi ve onlar Bizans'a sığındılar. Ankara, Darende ve Kayseri'yi onlardan aldı. 1175'te kayınbiraderi Danışmendli Yağıbasan'ın oğullarını Selçuklu uc beyleri tayin ederek Danişmendlilerin egemenliğine son verdi. Zengiler'den de bazı topraklar ele geçirdi ve Ermenileri de yendi.

Fakat çok geçmeden II. Kılıç Arslan ile Bizans arasındaki barış bozuldu. Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos Zengilerin ortadan kalkmasını ve Selahaddin'in güney-doğu Akdeniz problemlerine teksif olmasını stratejik olarak II. Kılıç Arslan'ın bir dayanağının ortadan kaldığı şekilde değerlendirdi. Ayrıca Eskişehir yörelerinde yoğun bir şekilde çoğalan Türkmenler, Denizli, Kırkağaç, Bergama ve Edremit'e kadar Bizans topraklarına yıllık hücumlar yapmaktaydılar ve Manuel bu akınları önlemek istemekteydi. Danişmendli Zunnun ile şehzadesi Şahinşah da Bizans'a sığınmışlardı. I. Manuel büyük bir askeri sefer için hazırlıklara başladı. Ayrıca Anadolu'ya arka arkaya Danişmendli Zunnun ve sonra şehzadesi Şahinşah komutasında ve Bizans birlikleriyle güçlendirilmiş orduları Anadolu'ya gönderdi. II. Kılıç Arslan orduları her iki orduyu da yenik düşürüp Bizans'a geri püskürttü. Kılıç Arslan Bizans'a ikinci bir barış heyeti gönderip müzakerelerde bulunduysa da bunlar da İmparator tarafından reddedildi.

1176 yazında Bizanslılar, içinde çok sayıda Frank, Peçenek, Macar ve Sırp paralı askeri bulunan iki ordu ile II. Kılıç Arslan üzerine yürüyüşe geçtiler. Kuzeyden yürüyen ve İmparator'un amca oğlu General Andronikos Vatatzes komutasındaki ordu Kastamonu ve Amasya üzerinden Eylül 1176da Niksar'a gelip bu kaleyi kuşattı. Fakat bu yörede bulunan Selçuklu ordusu ile sur önlerinde yapılan "Niksar Muharebesi"'nde Bizans'lılar çok büyük bir yenilgiye uğradılar ve savaşta ölen komutanları Vatatzes'in başı Konya'ya II. Kılıç Arslan huzuruna gönderildi.

Bizanslıların güneyden giden İmparator I. Manuel komutasındaki büyük ordusu Konya'yı ele geçirmeyi hedeflenmişti. II. Kılıç Arslan 17 Eylül 1176'da Sandıklı ile Dinar'ın doğusunda, Isparta'nın Gelendost ilçesi sınırlarında Miryokefalon Savaşı'nda Bizans ordusunu pusuya düşürdü ve ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu, Türklerin Anadolu'da Bizans karşısında Malazgirt'ten sonraki en büyük zaferdi. Bu yenilginin ardından Bizans İmparatorluğu, Türkleri Anadolu'dan çıkarma umudunu tümüyle yitirdi.

Özellikle 1176'daki Miryakefalon Savaşı ve 1190'daki Üçüncü Haçlı Seferi arasında Türkiye Selçukları ülkesi tek bir idare altında bir barış ve refah ülkesi oldu ve hızlı bir ekonomik ve sosyal gelişme sağlandı. Anadolu'da ticaret ve dış ülkelerle ticaret önem kazandı. Anadolu'da ticaret yollarında bulunan birçok hanın yapımı ve kervansaray yapımı başlangıcı Kılıç Arslan'ın döneminde gerçekleşti. II. Kılıç Arslan döneminden kalan Alay Bey kervansarayı bunların en başında geliyor. İlk Selçuklu tersanelerinin II. Kılıç Arslan döneminde kurulduğu da bildiriliyor. Ayrıca Konya'da açılan medreselerin gelişmesi Anadolu'da ilim ve sanatın gelişmesine de büyük katkıda bulundu Dış ülkelerle yapılan ticaretin de gelişmesi ve Anadolu'nun isminin Avrupa kaynaklarında ilk defa "Türkiye" olarak geçmesi bu dönemde oldu.

Bu nispi barışa rağmen bazı çatışmalar olmaya devam etti. Önce II. Kılıç Arslan 1175'te Malatya'yı eline geçirdi. Suriye'ye de devleti eline geçirmiş olan Eyyubiler ile II. Kılıç Arslan Eyyubiler eline geçmiş olan Raban kalesi üzerinde anlaşmadılar. Sonunda Selçuklu veziri İhtiyarüddin Hasan'ın iyi diplomasisi ile iki taraf uzlaşabildiler. Bu barış sırasında Eyyubiler ile Selçuklular Ermeni Prensi III. Rüpen üzerine sefer yaptılar. Fakat 1182de II. Kılıç Arslan'ın Artuklular ile Diyarbakır ve Silvan'ı ellerine geçirmeleri tekrar aralarının bozulmasına yol açtı.

Bizans Imparatoru II. Aleksios Komnenos döneminde ise Selçuklular adım adım Ege bölgesi ve Bitinya'daki şehirleri ellerine geçirmeye başladılar. Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir tekrar Selçukluların ellerine geçti. 1183'de II. Aleksios'un ölümü üzerine Bizans'da çıkan kargaşalıktan faydalanan bir Selçuk ordusu tekrar Ege Denizi kıyılarına kadar arazileri ellerine geçirdiler. Fakat Alaşehir yine bir Bizans şehri olarak kaldı.

Bu bölünmeye göre Kılıç Arslan devlet merkezinde Sultan olarak ve oğulları içişlerinden yari bağımsız olarak bölgelerinin melikleri oldular. Fakat hemen oğulları arasında veliahtlık mücadelesi başladı. Kılıç Arslan 1189'da Konya'yı eline geçiren ve kendini veliaht ilan ettiren buyuk oğlu Kutbeddin'in bir kuklası haline geldi. 1190'da III. Haçlı Seferi orduları Konya'ya geldiğinde orada otorite Kılıç Arslan değil oğlu Kutbeddin idi.

1190'da Üçüncü Haçlı Seferi'ne katılan ve karadan gelen Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Friedrich Barbarossa komutası altındaki Alman asıllı Haçlı ordusunun Anadolu'dan geçişi için II. Kılıç Aslan elçilerini İmparator Edirne'ye gelmişken Almanlara göndermiş ve onlarla bir antlaşma yaparak bu ordunun Anadolu'dan Selçuklu ordusunun hücumlarına maruz kalmadan geçişini garantilemişti.

Fakat bu karar yaşlı olan II. Kılıç Arslan tarafından ülkenin paylaştırılması sonucu yerel iktidar kazanmış olan oğulları, özellikle Konya'yı eline geçiren Kutabeddin Melikşah tarafından beğenilmedi. Bu oğullarına bağlı Türkmenler yürüyüşte bulunan Alman Haçlı ordusuna zaman zaman hücumlarda bulundular. Akşehir üzerinden gelen Alman Haçlı ordusu, 17 Mayıs 1190'da Anadolu Selçuklu Devleti başkenti olan Konya önlerine geldi. Yapılan anlaşma gereğince bu ordunun barış içinde, şehre girmeden, şehrin kenarından geçmesi gerekmekteydi. Fakat 18 Mayıs'ta Alman ordusu Konya'ya hücum edip şehri ele geçirdi.

Konya'yı eline geçiren Alman Haçlı ordusu bu şehirde fazla kalmadı ve 5 gün sonra şehirden ayrılıp yine Kudüs'e hedefle Göksu Irmağı vadisinden Akdeniz'e gitmek için yürüyüşe geçti. Bu Alman Haçlı ordusu tam Akdeniz'e varmakta iken komutanları olan imparator Friedrich 10 Haziran 1190da Göksu Nehri'nde boğulup öldü. Bundan sonra dağılan Alman Haçlı ordusu Türkiye Selçuklularına ve II. Kılıç Aslan ve varisi oğullarına problem olmaktan çıktı.

Alman Haçlı ordusunun dağılmasından sonra kardeş kavgası daha da ciddileşti. Kutbeddin babasını zorla birlikte alarak, Kayseri'yi eline geçirmek niyetiyle kardeşi Nureddin Sultanşah'a hucuma geçip şehir kalesini kuşattı. Kılıç Arslan kaçmayı başarıp Kayseri'ye sığındı. Kutbeddin Konya'ya döndü ve orada bağımsız Selçuklu Devleti Sultanı olduğunu ilan etti.

Yaşlı olan Kılıç Arslan önce diğer birkaç oğlu arasında dolaştı. 1192'de Kılıç Arslan Uluborlu'da bulunan oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev'le birlikte Konya'ya yürüyerek şehri eline geçirdi ve Aksaray'a kaçan Kutbeddin'i kovalayıp şehri kuşattılar. 1192'de 77 yaşındayken Aksaray Kuşatması sırasında öldü. Konya'yı elinde bulunduran yedinci büyük oğlu I. Gıyaseddin Keyhüsrev Sultan olarak tahta geçirildi.



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ