Hilmi Çetin

Bir devletlünün ardından... Hasan Celâl Güzel


22.3.2018

Rahmetli Hasan Celâl Güzel, devletlü geleneğinden gelen siyâsetçilerdendi. Kendisini müsteşar yapan ve daha sonra siyâsete sokan Turgut Özal da öyleydi.İkisi de devlet hizmetinde mühim vazifeler îfâ ettikten sonra siyâsî kariyerlerine başlamışlardı. Hasan Celâl Bey, bana göre Cumhuriyet tarihinin en etkin Başbakanlık Müsteşarlarından birisidir. (İlk 3'te olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz)

Bugün vazîfede olan vali ve bürokratların önemli bir kısmının devlet hizmetine girişlerinde emeği, rolü vardır. Bu nedenle Hasan Celâl Güzel, devlet içinde hala etkinliği olan birisiydi.Gittiği yerlerde mülkî erkan tâzim ve îtibar ederdi.

Erken yaşta hızla yükseldiği bürokrasideki başarısını siyâsette devam ettiremedi.Halefi olarak Özal'ın yerini almak istiyordu ama Özal buna sıcak bakmadı.Özal kolay yönlendirebileceği, düşük profilli bir Başbakan(Yıldırım Akbulut gibi) istiyordu.Hasan Celâl Güzel ise Akbulut'un tersine genç, enerjik, devlet tecrübesi olan tam da Özal gibi sempatik "tonton" bir siyâsetçiydi. Kendisi de bu husûsiyetleri sebebiyle Özal'ın tahtına en uygun namzetin kendisi olduğunu düşünüyordu.Turgut Özal'a rağmen girdiği 1989 ANAP kongresinde 400'e yakın delegenin oyunu almıştı. Turgut Özal'ın karşı çıkışına rağmen girdiği bir kongrede teşkilattan böyle ciddi bir destek almış olması, istikbâlde partinin liderliği için Hasan Celal Bey'i ümitvar kılmıştı.

Anap kongresinden birkaç ay sonra başına -kendisinin "kumpas" olarak nitelendirdiği- o meş'um hadise gelmeseydi, muhtemelen kısa bir süre sonra ANAP'ın başında Hasan Celâl Güzel'i görebilirdik.Böylece ANAP muhafazakâr kanadın kontrolünde kalacak ve partinin muhafazakâr tabanının da Refah Partisi'ne kayması zorlaşacaktı.

Refah Partisi'nin yükselişi bir realiteydi.Ama bu yükselişi besleyen âmillerin başında merkez sağın erimesi geliyordu.Mesut Yılmaz'ın yerine Anap'ın direksiyonunda Hasan Celâl Güzel gibi muhâfazakâr bir lider olsaydı, o dönemde Türkiye'de iç siyâsî dengeler farklı olurdu muhtemelen.

Merhum Hasan Celâl Güzel'de, devletlü geleneğinin fazîletli mensuplarında rastlanılan “Beytülmal” hassâsiyeti vardı.Vefâtından birkaç yıl evvel yazdığı bir yazıda, bu konudaki hassâsiyetini şu satırlarla dile getirmişti:

Sayın Milletvekillerine ithaf olunur..

Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse 'Devlet malı deniz, yemeyen domuz' dememişti.

Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle 'eşşek gibi' çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana 'uykusuz müsteşar' adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama 'Ne akılsız adam yahu!' şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.

Üzerinde 'T.C. Hükümeti' yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.

Meğer ben ne enayiymişim!...

Yazının devâmını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/guzel/2013/05/14/meger-ben-ne-enayiymisim

Allah rahmet eylesin...



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ