Yusuf Kaplan

Bin yılı kuran, gelecek bin yılı kuracak ruhun eseri iki kurucu şehir: Buhara ve Semerkand


19.5.2019

Uçağımız başkent Taşkent'e indiğinde sağanak bir yağmur karşıladı bizi. “Rahmeti getirdiniz, bereketi” diye latife yaptılar bizi karşılayan arkadaşlar.

Semerkand'da geçtiğimizde güneş gözünü kırptı.

Zaman zaman yağmur yağsa da, açık havada gezdik Semerkand'ı.

Buhara'da güneş eşlik etti bize; bir nûr gibi... Dingin bir ikindi güneşiydi, kalın izler bırakan, uzun, uzayan gölgeler armağan eden bir ikindi güneşi; Semerkand'daki gibi ışığıyla sadece dışarıyı aydınlatan bir güneş değildi Buhara'nın güneşi; insanın içine sirayet eden, içini ısıtan bir ateşti, aşk ateşi...

Dikey mimarî canavarı yok Özbekistan'da. Şükür ki, yok!

Yoksa bir medeniyetin mayasının karıldığı, ruhunun yeşertildiği Türkistan ve Horasan havzasının kalbi bu topraklar, bu topraklara hayat veren medeniyet kurucu öncü şehirler, çoktan çöle dönüşür, tarihe gömülürdü.

Taşkent, güzel bir şehir. 3 milyona yaklaşan nüfusuyla Orta Asya'nın en büyük şehri. Ülkenin, belki de bölgenin en modern şehri ama kimliği olan, kimliğini koruyan bir şehir Taşkent. Taşkent'in kimliğini koruyabiliyor olmasının en temel nedeni, dikey mimari katliamıyla -henüz!- tanışmamış olması. İnşallah, dikey mimari canavarı Taşkent'e de, ülkenin diğer medeniyet kurucu öncü şehirlerine de uğramaz.

DÜNYEVÎ, ESTETİK, UHREVÎ ŞEHİRLER

Bazı şehirler vardır; anlatarak da, yazarak da anlatılamaz. Yaşamalısınız o şehirleri... Solumalısınız iliklerinize kadar; hücrelerinizle solumalı, ruhunuzla koklamalı, yaşamalısınız her mertebede.

Akıllı, son derece matematiksel olarak dizayn edilen ama ruhsuz, dünyevî şehirler vardır: New York, en tipik örneğidir.

Paris de, bu ruhsuz matematikten, taş yığınlarından; ızgara modeli, taşın matematiğine yenik düşen ruhsuz kent anlayışından nasibini almıştır.

Kalbin ritimleri gibi atan estetik şehirler vardır bir de: Venedik gibi. Isfahan gibi. Floransa gibi. St. Petersburg, Şam, Musul, Halep, San'a gibi.

Bir de ruh veren, ruh dolu, uhrevî, öncü şehirler vardır; zamanı aşan, sizi başka zamanlara ulaştıran şehirler: Mekke, Medine, Kudüs, Roma, Urfa gibi.

Akıllı / dünyevî kentler, daha çok bilim adamlarının eseridir; ruhsuzdur; kendine özgü ilham verici kaynakları vardır ama kalpsiz, ruhsuz, şiddet yüklü kentlerdir bunlar.

Kalbin ritimlerini andıran hayatlarıyla, organizasyonlarıyla, plastik özellikleri öne çıkan estetik şehirler, zevk sahibi insanların eseri ve yaşadıkları yerlerdir.

Ruh dolu, uhrevî şehirlerse, peygamberlerin, bilge kişilerin yaşadıkları, nefes üfledikleri, zamana meydan okuyan şehirlerdir.

Özetle... Dünyevî şehir'de rutin bir hayat vardır. Sürüklendiğiniz bir yerdir.

Estetik şehir, baktığınız, bakmaya doyamadığınız şehirdir.

Uhrevî şehir, aktığınız, yaşadığınız, iliklerinize kadar soluduğunuz iç içe geçmiş bir dünyadır.

İLİM, İRFAN VE HİKMET ŞEHİRLERİ

Özbekistan, ilginçtir, bu üç tarz-ı şehrin en güzel örneklerinin bulunduğu nâdir ülkelerden biridir.

Taşkent, biraz “akıllı”, dünyevî şehir havasındadır; elbette ki, bir Londra, New York, Los Angeles kadar sefih bir dünyevîlik havası olmasa da, biraz da başkent olması hasebiyle “dünyevî kent” özelliği teslim edilebilecek bir şehirdir.

Semerkand, estetik bir şehirdir. Kalbin ritimleri, hiç aksamadan, ışık yayarak her dâim atar. Semerkand, İslâm medeniyetinin Floransa'sıdır.

Buhara, üçüncü şehir tipinin, uhrevî şehir'in en güzel örneklerinden biridir.

Semerkand dünyanızı ışıtır, aydınlatır ışığıyla.

Buhara içinizi ısıtır, manevî bir tecrübe yaşatır size.

Bu üç şehir, elbette ki, birbirleriyle iletişim ve etkileşim hâlindedir. Özellikle de İslâm medeniyetinde.

İslâm medeniyetinde dünyevî, estetik ve uhrevî üç şehir, Batı'dakilerle her düzlemde birebir örtüşen özelliklere sahip değildir. Hatta bu üç şehrin, İslâm medeniyetindeki tezahürleri de farklıdır, kendine özgüdür kaçınılmaz olarak.

Meselâ, İslâm medeniyetinde pür bir dünyevî şehir'den sözedemeyiz: Dünyevî şehir, İslâm medeniyetinde ilim şehrine dönüşür (Bağdat gibi); estetik şehir, irfan şehrine; uhrevî şehir de hikmet şehrine.

Keskin bir dünyevî-uhrevî ayırımı yoktur İslâm'da. İlim, irfan ve hikmet birbirlerinin mütemmim cüzleri (tamamlayıcı parça'ları) olduğu için, ilim şehrinde, irfanın da, hikmetin de tohumları gizlidir.

O yüzden estetik şehir'de, uhrevî şehrin güzel özelliklerine rastlanacak yerler vardır her zaman.

ARZIN KUBBESİ SEMERKAND, İNSANIN GÖKKUBBESİ BUHARA

Semerkand, estetik bir şehir olduğu için göz kamaştırıyor. Sadece Registan Meydanı, renk ve ışığın dansına sahne oluyor. Tıpkı Isfahan gibi.

Bu renk ve ışığın dansı, sizi dünyevî olana da, uhrevî olana da taşıyabilir. Durduğunuz yere, o ânki hâlet-i ruhiyenize göre değişebilir bu.

Bunu, uhrevî şehir'in en mükemmel örneklerinden biri olarak gördüğüm Buhara'da da görebilirsiniz: İçinizi ısıtan uhrevî hava, estetik bir tad verir, ışık saçar, bir aydınlanmaya yol açar.

Bütün bu tadları alabilmeniz, anlamları idrak edebilmeniz için, şehirde oraya buraya bakarak dolaşmayacaksınız; duracaksınız, bir yere oturup şehri düşünecek, şehirle tefekküre dalacaksınız; şehrin havasını, dokusunu, kokusunu soluyacak, şehre nakşedilen ruhu yaşayacaksınız...

İbn Batuta, seyahatnamesinde, Ayasofya ziyareti sırasında yaşadığı bir şaşkınlığı şöyle anlatır: “Ayasofya'nın içi devâsâ bir şehir” der ve seyre dalar...

Buhara'nın merkezinde 12. yüzyılın başlarında Karahanlı hükümdarı Arslan Han'ın inşa ettiği Kalın (Kalyon) Minare Camii ve Medresesi de, Semerkand'ın merkezindeki Registan Meydanı'ndaki medreselerin bulunduğu muazzam alan da, iç mekân açısından Ayasofya'dan belki 10 kat, belki de daha fazla büyüktür.

Buhara'da Kalın Minare'de de, Semerkand'da Registan'da da yapılar, mekân üzerinden zamanı tecrübe, zamanı aşma imkânı sunan aşkın yapılardır ve tıpkı binbirgece masalları gibi, iç içe açılan kapılar, birine girdiğinizde, öteki, başka dünyalara açılan kapılar, insanı uhrevî olana, zamanlar ve mekânlar ötesine taşır, üstelik de bunu ışık, renk, doku dansı, semasıyla yapar...

Sadece İslâm dünyasının değil, dünya tarihinin akışını değiştiren bin yılı kuran Turkuaz Ruhu'nun ilâhî hakikatten süt emen ve dünyaya ruh üfleyen iki kurucu şehrinin gökle kök arasında kurduğu varedici irtibatın eseri olan bu ruh, gelecek bin yılı da kuracak ruh olacak biiznillah.

Yazı bitmedi ama yerim bitti. Şu kadarını söyleyeyim: Mekke ve Medine'nin yanısıra, Roma'yı, Semerkand'ı, Buhara'yı, Floransa'yı, Kudüs'ü görmeden ölen insan bu dünyada yaşadım, demesin.

Vesselâm.



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ