İsmet Mısırlıoğlu

Almanya'nın 24 Haziran Sendromu


08.06.2018

Bizler her defasında söylemekten usandık, onlar saldırmaktan bıkmadı.

Alman medyasının Türkiye´ye ve müslümanlara karşı yürüttüğü bu düşmanca tavrı bir son bulur zannettik. Yine her defasında yanıldık.

Kaç seçim atlattık? Bunlara aralarda Almanya eyalet ve genel seçimleri de eklendi. Ama gelgelelim tık yok. Adamlar Nuh diyor peygamber demiyor.

Düşman üretme politikası bu ülkede prim yapıyor.

Alman medyası ve parlamentodaki tüm partilerin yöneticileri koro halinde Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı yapmaktan asla geri kalmadı.

Bu esnada kendi toplumunu da iyice sağa kaydırdı. Irkçılar artık kanıksanır hale geldi.

Eskiden susarlardı şimdilerde kendilerini açık ve net bir şekilde ifade ediyorlar.

Almanya Türk toplumu ise bu türden iğrenç kampanyaların nerede sonuçlanacağını düşünmek bile istemiyor.

Öyle ya, yanıbaşımızda yapılan Bosna katliamı hafızalarda hala sıcaklığını koruyor.

Mayıs ayında Saraybosna ziyaretimiz esnasında Almanya´da yaşayan bir Boşnak kardeşimize bize karşı yapılan saldırılardan bahsettiğimizde şunları söylemişti:

"Aynısını zamanında Sırplar da bize yapmıştı. Medya üzerinden linç girişiminde bulundular. Müslümanlara karşı düşmanlıklar iyice tavan yaptığında toplu saldırıya geçtiler. Sonrası ise malum. Toplu katliamlar, yaralılar, dul ve yetimler".

Gorbaçov Bile İsyan Etmişti

Zamanında Mikail Gorbaçov da aynı dertten müzdaripti. 2009 yılında Rusya ve Putin'e karşı yürütülen yakışıksız kampanyaya isyan etmiş kendinde "Alman basını en çirkefidir" deme cesaretini bulmuştu.

24 Haziran Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimleri sadece Türkiye için değil bölge ülkeleri hatta Batı dünyası için de bir dönüm noktası. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 95 yıl aradan sonra en büyük yapısal ve siyasal dönüşüm olacak.

Batı devletleri bunu bir şekilde engellemek istiyor. Onlar da şunu iyi biliyor. Bu son dansları. Çünkü sonrasında Türkiye´yi önüne geçilemeyecek bir sıçrayış hamlesi bekliyor.

Seçimler öncesi Almanya'nın başını çektiği anti demokratik cephe tüm AB ülkelerinde atağa geçti.

AK Parti ve liderine seçim yasağı koydu. Bunu da yeni uydurdukları "seçimlere iki ay kala propaganda yapılmaz“ gerekcesi ile kamuoyuna duyurdu.

Her fırsatta Türkiye'de anti demokratik yapı var yalanına sığınan Almanya, Türkiye'ye ülkesinde propaganda yasağı koydu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avrupalı Türklere karşı yapacağı konuşması Saraybosna'ya kaydırılmak durumunda bırakıldı.

Almanya'da adeta AK Partili avı başladı.Yollarda bildiri dağıtmak ve stand açmak isteyenler sivil ve üniformalı güçler tarafından engellendi.

Fakat ne hikmetse aynı yasak HDP, CHP ve İP için geçerliğini korumadı. Onlar güle oynaya her yerde politik etkinliklerini yaptı. Hatta Türkiye'den milletvekili getirme cesaretini bile gösterdiler.

Hedeflenen Irkçı Bir Avrupa (mı) 

Almanya´da 2016 tarihinde bizler açısından iki büyük olay oldu.

2 Haziran tarihinde Türkiye´yi katliam yapmakla suçlayan Ermeni yasası meclisten geçti. 15 Temmuz´da hain FETÖ örgütünün darbe girişimi oldu. 

Şimdi ise tam iki yıl sonra bu iki tarihin tam ortasında 24 Haziran´da Türkiye anayasasının da değişeceği tarihi cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyor. 

Batı hesabını her zaman düzgün yapar. İşini şansa bırakmaz. 50-100 yıl sonrasını üşenmeden planlar.

Küresel anlamda doğuya karşı güç kayması olunca bunun tam merkezinde bulunan Türkiye´yi hedef tahtasına koydu.

Bu ülkeye karşı iğrenç kampanyalar yürütürken kendi halkının sağa kaymasına göz yumdu. Hatta bunu destekledi bile denebilir.

Medyayı tek ağızdan propaganda aleti olarak kullandı ve hayasızca sonuna kadar kullanıyor.

Almanya´da 2018´in ilk çeyreğinde müslümanlara yönelik 187 saldırı oldu (Bu türden saldırılar 2017 yılından itibaren kayıt altına alınıyor).

Yine aynı zaman diliminde 30'un üzerinde cami kundaklandı. Cami saldırıları ve Türk işyerlerine yapılan saldırıların arkasında PKK'nın olduğu biliniyor.

İnsan sormadan edemiyor. PKK örgütü Italya'da daha güclü. Peki bu ülkede neden Türklere yönelik herhangi bir saldırı olmuyor?

Bunu bir ay önce İtalya'da bulundugum dönemde yetkili ağızlara sordum. Bir şey diyemediler.

Bence bu soruyu Alman yetkililere yöneltmek gerekiyor. Bence bunu herkes kendince de cevaplayabilir. Çünkü alacağınız yanıt çok ‘derin'lerde yatıyor.

Alman Basını İflah Olur mu?

Net bir cevap. Olmaz.

2015 yılından beri TV kanallarında mülteci, uyum,İslam ve islami terör konularında 100´ün üzerinde program yapılmış.

Peki Almanya için asıl tehlike unsuru olan sağ popülizm hakkında bu rakam kaç dersiniz? Topu topuna 21.

Irkçı terör ve NSU skandalı televizyon kanallarında tam üç kez konuşmaya değer bulunmuş.

Bu ülkeyi yaşanabilir kılan her şeyin planlı bir sekilde yolunda gidiyor olması.

Bu planda şayet ırkçıların bu topraklarda tekrar hükmetmesi düşünüldüyse bu, tüm hesap ve planların bitmesi demektir. İşte o zaman bu hafta “Hitler dönemi 1000 yıllık Almanya tarihinde sadece bir kuş pisliğidir" açıklaması yapan AFD' li ırkçı lider Gauland' ın partisi ve ‘askerleriyle' yeniden Hitler dönemini başlatması demektir. Ona da ramak kaldı sayılır. Son yapılan anketlerde ırkçılar ikinci parti konumunda yerlerini aldılar bile.



    YORUM YAZ

YORUMLAR

/ 11.06.2018 11:52:21
Almanya'nın gidişatı hiç hoş değil.Geçmişi sabıkalı bir devlet ırkçılarla mücadele etmeli. Müslümanlarla değil.
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK SON HABERLER
TİMETÜRK BİYOGRAFİ